Başkanın Mesajı

Başkanın Mesajı

Değerli Ortaklarımız,

Geçtiğimiz 2019 yılına baktığımızda, dünyamız ve de ülkemiz açısından oldukça zorlu geçen bir yılı geride bıraktık.  Küreselleşme sürecinin tersine dönmesine neden olan politika tercihleri, bitmeyen savaşlar ve gerginlikler, küresel gelir adaletsizliğinin giderek arttığını ve yaşanan süreçte dünya ekonomisinin bir dönüm noktasına doğru yol aldığını izliyoruz. Yaşanan gelişmelerin gerisinde ise, düne kadar küreselleşmeci politikaların bayraktarlığını yapan ABD’nin, başta Çin olmak üzere, adeta tüm dünyaya karşı ticaret savaşı başlatması var. Bu savaş Euro Bölgesi ile birlikte gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz yönde etkilemekte. 

2019 yılı gerek küresel gerekse ulusal düzeyde yavaşlamaya sahne oldu. IMF verilerine göre; %3 olarak gerçekleşmesi beklenen dünya ekonomisinin büyüme hızı 2010 sonrası dönemin en düşük değeri. Bu nedenlerle dünya ekonomisi, 2020 yılına ticari ve politik belirsizlikler ile girmekte. 

IMF 2019 yılında %2,9 büyümesi beklenen dünya ekonomisinin 2020 yılında %3,3 oranında büyüyeceğini, 2019 yılında sadece %1 artması beklenen dünya ticaret hacminin, 2020 yılında 2,9 oranında genişleyeceği öngörülmekte. OECD ise daha karamsar bir yaklaşımla büyüme için 2,9, ticaret hacmindeki artış için %1,6 oranını öngörüyor. 

Diğer taraftan 2019 yılında %11,3 oranında gerileyen petrol fiyatlarının 2020 yılında da %4,3 oranında gerilemesi beklenmekte. Bunun gerçekleşmesi, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için hem cari denge hem de enflasyon açısından olumlu katkı yapacaktır. Ancak, Ortadoğu bölgesindeki sorunların, 2020 yılında petrol fiyatlarında ciddi dalgalanma yaratması olasılığı da göz ardı edilmemelidir. 

Bulunduğu zorlu coğrafyasından dolayı oluşan faturaları sürekli ödeyen durumda olan ülkemiz, bir taraftan hızla artan 80 milyonu aşan nüfusu, diğer taraftan sayıları 4 milyonu bulan sığınmacıların taleplerine cevap vermeye çalışırken, neredeyse 5 yılı aşan bir süredir bölgede yaşanan gerilimlerin etkilerini her boyutta hissetmektedir. Türkiye 2019 yılına 2018 yılı Ağustos ayında başlayan ve izleyen kur şoku ile girmiştir. Bu durum çift haneli enflasyona, faizlerde sıçramaya, ardından da ekonominin küçülmesine ve işsizliğin rekor düzeylere ulaşmasına neden olmuş, sanayi sektörü açısından 2019 yılı oldukça zorlu geçmiş, kayıp yıllar listesine bir yenisi daha eklenmiştir. Bunun yanında üretim ve tüketim tercihinin uyuşmazlığı, borçlanma ve kredi artışı, tasarruf oranında gerileme, artan dış kaynak bağımlılığı, kayıt dışı ekonomi ve haksız rekabet Ayrıca makine teçhizat yatırımlarının beş çeyrektir geriliyor olması gelecek açısından sektörde ümitli olmayı zorlaştırmıştır. IMF tarafından binde 2, OECD tarafından binde 3 büyüme hızı öngörülmüştür. 2020-2022 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi Programındaki (YEP) öngörü ise binde 5 düzeyindedir. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi 2019 yılını az da olsa büyüyerek kapatmıştır.  

Diğer taraftan 2020 yılında enflasyonun gelişmiş ülkelerde binde 3 oranında artarak yüzde 1,7’ye, gelişmekte olan ülkelerde ise binde 5 oranında gerileyerek yüzde 4,6’ya düşeceği öngörülmektedir. Bu veriler ile enflasyonun Türkiye’de bulunduğu düzeyler karşılaştırıldığında, ekonomi politikalarında öncelik sıralamasının ne olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Zira mevcut enflasyon düzeyi ile Türkiye’nin rekabet gücü elde edebilmesi, küresel ekonominin spekülatif olamayan kaynaklarından yeterince yararlanabilmesi oldukça zordur.  

Sektör Açısından bir değerlendirme yaptığımızda;

2019 sonu itibarıyla, Türkiye’nin kurulu gücü 91.352 MW’a ulaşmıştır. Bu gücün %67,72’si bizim de aralarında bulunduğumuz serbest üretim şirketleri, %21,44’ü kamu (EÜAŞ), %3,93’ü özel modelli üretim şirketleri (Yİ, YİD, İHD), kalan %6,91’ini ise lisanssız üretim şirketlerinden oluşmaktadır.

Kaynak bazında ise kurulu gücün; 31,2’si hidroelektrik, yüzde 52,3’ü termik, yüzde 8,3’ü rüzgâr, yüzde 1,7’si jeotermal, yüzde 6,6’sı güneş kaynakları şeklindedir. Yani kurulu güç bazında yenilenebilir üretim kapasitesi %47,7’ye ulaşmış durumda.

Son yıllarda yaşanan ekonomik durgunluk doğal olarak tüketim talebindeki artışı da aşağıya çekmiş, 2019 sonunda 290.447 milyar kWh olarak gerçekleşmiştir. 

2019 yılında elektrik üretimimizin, %38,87'si kömürden, %19,22s'i doğal gazdan, %30,52'si hidrolik enerjiden, %10,31'i rüzgâr, güneş ve jeotermal enerjiden ve %1,08’i diğer kaynaklardan elde edilmiştir.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM), son yıllarda yaşanan ve 2019 yılı boyunca da devam eden elektrik satış fiyatları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle serbest üreticiler için cazibesini korumaya devam etmiştir. 2019 yılı içinde toplamda 21 GW kurulu güce sahip 817 adet santral YEKDEM’den faydalanmak üzere müracaatlarını yapmış ve hak kazanmıştır. 

Değerli Ortaklarımız,

2019 yılında Enda Holding, bünyesindeki (iştirakler ve bağlı ortaklıklar vasıtasıyla); 4 HES, 1 JES, 5 RES santrali olmak üzere toplam 10 tesis, 180,18 MW kurulu güç ve yıllık 570 GWh üretim kabiliyeti ile faaliyet göstermiştir. 

Antalya Enerji Doğalgaz Çevrim Santralinin faaliyeti 2016 yıl sonu itibarı ile sonlandırılmış, 2019 yılında ekipmanların satışı gerçekleştirilerek, firmaya demontaj çalışmaları için yer teslim tutanağı ile birlikte saha teslimi yapılmıştır.

Tirenda Doğalgaz Santrali Faaliyeti de 31.05.2017 tarihinde durdurulmuş, lisansı sonlandırılmış, tesisin ekipman satış çalışmaları 2019 yılında sözleşme ile sonuçlandırılarak, vadeli ödeme programı çerçevesinde 2020 yılında bu satışın da tamamlanması öngörülmektedir.

Kurumsallaşma çalışmaları kapsamında, uluslararası standartlara ulaşarak etkin bir kalite yönetim sistemi oluşturmak üzere holdingimiz, aylar süren çalışmalarımızın neticesinde şirketlerimize değer katacak ISO 9001 Kalite Yönetim Belgesi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemleri, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri, ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Kalite Belgelerine sahip olunmuştur.  

2019 yılında toplam enerji üretimimiz   %57,76’sını Hidroelektrik, %38,07’sini Rüzgâr, %4,16’sını Jeotermal kaynak bazında gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Toplam enerji üretimimiz 569.772 MWh’e ulaşmıştır, bu değer tamamı yenilenebilir portföy bazında grubumuzun bugüne kadar ulaştığı en yüksek değer olup, bu sayede Türkiye enerji sektöründeki payımız da %0,2 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca Geçtiğimiz dönemlerde kuraklık nedeniyle üretimleri beklentilerin sürekli altında kalan 2 hidroelektrik tesisimiz Su ve Akçay HES’de bu yıl nispeten beklentilerin üzerinde olmak üzere, son 3 yılın en yüksek üretim değerlerine ulaşılmıştır. Tuzla Jeotermal’de ise, verim artırma ve maliyet düşürme çalışmaları kapsamında, dışa bağımlı kimyasallar yerine CO2 (karbondioksit) kullanımı devreye alınmış, ayrıca bu tesisimizde ek kuyunun performans koruyucu etkisi görülmüş, 2015 yılından bu yana mevcut kuyuların asit temizliği ve taraması yapılmamasına rağmen, 2015 yılındaki en temiz üretim verilerine yani son 4 yılın en yüksek üretim düzeyine ulaşılmıştır. Geçtiğimiz yıl rekor bir performansla 212 Milyon kWh değerine ulaştığımız Eğlence HES’te ise, 2019 yılında bu rekoru birkaç kademe daha yukarıya taşıyarak, yaklaşık %10 artışla 232,7 Milyon kWh değerine ulaşmış bulunuyoruz. 

Akçay HES’te daha önce ifade ettiğimiz gibi, DSİ Kanal Katılım Bedeli davaları lehimize sürmekte olup, ödediğimiz iki taksitten biri iade alınmış, diğerinin iadesi için de dava açılmıştır. Diğer 2 taksit ise ödenmeden Yürütmeyi Durdurma ile sonuçlanmıştır. 

Sonuç olarak 2019 yılında da üretim değerleri ve mali veriler anlamında verimli bir yıl geçirmiş bulunuyoruz. Bu vesileyle, 2020 yılında da çalışanlarımız ve sizlerle daha güzel sonuçları paylaşmak üzere, başarılı, sağlıklı ve güzel bir yıl geçirmenizi diliyorum.

Saygılarımla,

Cem Bakioğlu

Yönetim Kurulu Başkanı